Serdar's profileSeRdaRN YeRiPhotosBlogListsMore Tools Help

Serdar Karateke

Occupation
Lists

SeRdaRN YeRi

bir sayfadan beklediğiniz hiçbirşey..
Photo 1 of 26
May 28

..

Serdar Karateke'nin Kişisel Web şeysine hoş geldiniz :)
February 10

osuruktan önce verilen beyanatlar :)

bu sese kulak verin" ibaresinin başı çektiği beyanatlar :

- cabuk parmagimi cek cabuk cabuk! cabukkk!!!

-bi koku aldin mi sen de?
-yo nedir?
-alırsın yakında


- alemin kralı geliiyoooo geliyooo geliyyoooo


- içimdeki sıcak duyguları sizinle paylaşmadan edemiycem arkadaşlar....


-fire in the hole

- burası biraz havasız gibi. pencereleri biraz açsak fena olmicak

- ..tümdeki perdeyi araladım.

-ben alışığım siz kaçın kendinizi kurtarın! sessiz bir osuruk olacağını anladığı an:
-ben şöyle bi gezeyim geleyim salonda ne var ne yok...

-cabuk laan çakmağı getir çakmağıı


-ossurmadan bir kaç saniye önce söylenip ortamda bulunan kişilerin dikkatini başka yöne çekmek için sarfedilen cümleler bütünü!
"burası lağım mı kokoyor ne?" ya da "yine de şahlanııııııııyor ammaaaaaaaaann! kolbaşının daaaaaa yandım daaaaaaaaaa kkıııırrrrrr atııııııııı!" ...

-şu pencereyi açsak mı, daral geldi de...


-gitti karizma.
-niye?
zoooorrrrttttt!!
-şimdi anladım.


-iyi insanin icinde kotu bisey durmaz biliyorsun degil mi nurtop.. nurtop? sevgiliiim?


- hoca islak bi yere oturdum heralde arkama baksana bi islanmis mi.
+hm pek bişey yok gibi dur bi yakından bakiim. - maaarrrrrksssssssssssss...
+ fakat?

+mmm.. sevgilim parfümün çok güzel kokuyorrr..
-sadece 10 saniye bekle canım, sadece 10 saniye...

-lafınızı balla kesiyorum...

- offf, icimde bi skinti var yaa

- atiyorum , atiyorum! - neoluyo lan?
-(zobodeeeyyy dılldırrt)
- oh sicak attim..

-arkadaslar hazirmiyiz?

- abi ben bugun 5 tane lahmacun yedim.
- eee
- eesi... al bakalim..

-evet a$kim, her zaman dedigim gibi; iceride kalip kanser olacagina disari ciksin konser olsun.

-kacin uzaklasin benden...

d:evladım yat şööle derin bi nefes al bakiim
q:ya doktor bey yatmasam,yapmasam!? yat evladım alla alla
q:mondragoooon!
d:allah belanı versin!
q:uyarmıştım...

-bise dicem...
-yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır...

-aaarrrreeee yooouuuuuu rrrreeaaaadyyyyyyyyyyyyyy iii iiiii iiiiiiiiii

-abi benim osuruğum kokmaz
-lan simdi ossursam soole saglamindan, milet "off puff" diye kacissa falan, ne komik olur deel mi la? hehe ehee. aha du bekle geliio... 

- yakın olmak için uzak dur benden!
- ha?
- git, uzağa git!

- arkadaşlar canını seven kaçsın :D

February 04

;)

Bizim hanım var ya çok saf bir kadındır. Böylesine saf bir kadınla Hacı Cemal nasıl idare etsin? Neden mi saf diyeceksiniz. Bakın anlatayım da siz hak verin. Dikkat edin! Hanımların içinde sakın bizimki de olmasın ha!

- Geçen gün abdestimi alıp buraya vaaza gelmek için pardösümü giydiğim sırada bizim hanım aniden bir çığlık attı.

- Hayrola hatun, ne var ki, yangın alarmı gibi bağırıyorsun? dedim.

- Ne olacak görmüyor musun? Kedi iftarlık pideleri yiyor, dedi.

- Yahu, insan bir pide için bu kadar telaşlanır mı? İşte gidiyorum, vaazdan sonra istediğin kadar pide alır gelirim, merak etme…

- Fakat baktım, hanım büsbütün hiddetlendi!

- Ayol ben pidelere acımıyorum. Evde pidemiz var. Benim hayret ettiğim şey, bu kedinin mübarek Ramazan’da oruç tutmayışıdır. Baksana hayvancağız şıpır şıpır durmadan ekmek yiyor…

- Bu seferde ben hiddetlendim! İlahi hatun, sen ne kadar da safsın! Bilmiyor musun ki hayvanlar oruç tutmaz! Hayvanlar namaz kılmaz! Hayvanlar açık yerlerini örtmez! Hayvanlar komşu hakkı diye bir şey bilmez!

January 24

manyak cewaplar (laf koymanın böylesi :) )

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi
Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir
tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
Sokrat, gayet sakin:
- "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum"
demiş.
-----------------------------------------------------------
bir telefoncuya giren çocuk nakia 3310'ları incelemektedir.
gülen bir yüzle onu izleyen kasiyere döner ve sorar:
-abi bunun şarjı bi hafta gider mi?
-sırtında bi aküyle dolaşırsan gider
-----------------------------------------------------------
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini
iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet
etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
- "Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp
gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill, hemen cevap
göndermiş:
- "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu
seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa
-----------------------------------------------------------
bir toplantıda bir genç mehmet akif'i küçük düşürmek için sorar;
-affedersiniz, siz veteriner misiniz?
mehmet akif'in cevabı;
-evet, bir yeriniz mi ağrıyordu ?
-----------------------------------------------------------
Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve
şiddetle azarlamış.
Talebesi:
- "İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum" diye itiraz edecek olunca
Eflatun cevap vermiş:
- "Ben seni kaybettiğin para icin değil, kaybettiğin zaman için
azarlıyorum
-----------------------------------------------------------
kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galileo'ye hasımlarından biri:
- "efendim", demiş.
"kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"
galileo:
- "doğru", demiş. "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,
seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"
-----------------------------------------------------------
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü
filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara
çekilmedikçe geçmek mümkün değildir.
Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:
- "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara
çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
- "Ben çekilirim
-----------------------------------------------------------
nasreddin hocaya , timurun "seninle bir eşşek arasında ne kadar fark var"
sorusuna hocanın "benimle bir eşşek arasında iki arşın fark var"
demesi.(o esnada hoca ile timurun arasında iki arşın boyu uzaklık
olmaktadır)
----------------------------------------------------------- 
Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden
bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir:
- "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım."
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır:
- "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve
içerdim."
------------------------------------------------------------
bernard shaw ve soylu bir hanimefendi arasındaki bi konuşma
- hanımefendi bin sterline benimle yatarmısınız?
- önerinizi düşüneceğim.
- pekiii bir sterline benimle yatar mısınız?
- siz beni ne sanıyorsunuz???
- madam, sizin ne oldugunuz zaten saptanmış durumda. iş pazarlığa
kaldı.
------------------------------------------------------------
Meşhur bir filozofa:
- "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar
fakirsiniz?" diye sorulduğunda:
- "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş
------------------------------------------------------------
(Bu süper işte)
kral tv de vj konu açmıştır benim için nelerinizi feda edersiniz diye
arayanlar soyluyor evimi, arabamı, herşeyimi...vatandaşın biride çıkar
-ben 200 milyon veririm!!
kadın donakalır nası yani?
-sen etsen etsen 50 kilo edersin,kaşarın kilosuda 4 milyon 4x50:200 eheheh
-----------------------------------------------------------
hoca sınıfa girer, öğrenciler ayağa kalkar selam verir otururlar.
hoca birden dellenir:
hoca : "ben size oturun demedim ki hebele hübele"
eleman: "kalkın da dememiştiniz"
hoca : "...fatal error..."
-----------------------------------------------------------
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri:
- "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"
Galile:
- "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,
seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"
-----------------------------------------------------------
[ Sansür ] pizzacı kızın telefonda belkide ilk aldığı pizza siparişi:
pizacı kız:buyrun efendim xyz pizza
eleman:3 tane parça pizza adres: xqw
pizzacı kız:efendim 3 parça pizza gönderemiyoruz en az 5 parça olmalı
eleman: ee iyi o zaman sen o 3'ü 5'e böl öyle gönder...
------------------------------------------------------------
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı
yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri
ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- "Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş. Vezir:
- "Evet hünkarım, bilirim" dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- "İyi, ben de bilirim
------------------------------------------------------------
hülya avşar: "hiç aynaya baktın mı? sen de popstar hali var mı?"
ajdar: "aynaya değil ama size bakınca kendimi bayağı star gibi hissediyorum
--------------------------------------------------------------
ismail dümbüllü sahnedeyken izleyicilerden biri sahneye hıyar atar.dümbüllü hıyarı eline alıp "biri kartvizitini yollamış" der.
------------------------------------------------------------------
Bir filozofa sormuşlar:
- "Şansa inanır mısınız?" Filozof:
- "Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle
açıklayabilirdim."
------------------------------------------------------------------
ingiliz lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.ingiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan türk elindeki tepsiyi devirir.herkes büyük bi şaşkınlık içinde kalmıştır ve atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, atatürk ingiliz lorduna dönerek:
"HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR".

January 21

s.s pratik cewaplar =)

Seni Seviyorum : Teoride mi, pratikte mi?
Seni Seviyorum : Anlaşıldı. Tamam...
Seni Seviyorum : Ne güzel... Seninle beraber beni seven iki kişi olduk böylece...
Seni Seviyorum : Havalardandır, bana da oluyor bazen...
Seni Seviyorum : Et olarak mı, ruh olarak mı?
Seni Seviyorum : Neden? Bende benim bilmediğim bir şeyler mi var?
Seni Seviyorum : Çok hoş... Peki başka ne gibi hünerlerin var?
Seni Seviyorum : Beni bu işlere karıştırma ne olur...
Seni Seviyorum : Ben de senin, beni sevişini seviyorum.
Seni Seviyorum : Üzülme, zamanla geçer.
Seni Seviyorum : Hadi ya, çok ilginç... Eee sonra...
Seni Seviyorum : Ben de seni seviyorum. Eee, şimdi ne olacak?
Seni Seviyorum : Hayır izin vermiyorum! Bugün beni seven yarın kediyi köpeği de sever. Olmaz, ben ciddi biriyim
Seni Seviyorum : Teşekkür ederim... Bu benim için büyük bir şeref... Sevgine layık olmaya çalışacağım. Büyüklerimi sevip küçüklerimi koruyacağım.
Seni Seviyorum : Gücün bana mı yetiyor? Akranlarını sevsene!
Seni Seviyorum : Bu neye cevap olacak, neyi çözecek peki?
Seni Seviyorum : Allah razı olsun...
Seni Seviyorum : Sen aşmışsın, ben artık ne desem boş...
Seni Seviyorum : Olur paket mi olsun, burada mı seveceksin?
Seni Seviyorum : Seni seviyorumunda ekleyeceğin bir şey yoksa evlere dağılalım.
Seni Seviyorum : Beni sevmek demek, beni görmek demek değildir. Bu fani vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat sevgin ilelebet payidar kalacaktır.
Seni Seviyorum : İyi de bunun sosyal güvencesi, sigortası filan var mı?
Seni Seviyorum : O vakit ağaç dik Türkiye çöl olmasın, güler yüzün gül yanağın solmasın, ben öleyim sana bir şey olmasın. (TEMA Vakfı)
Seni Seviyorum : Ömrünü, enerjini daha faydalı işlere harcasana canım... Yazık ediyorsun vallaha...
Seni Seviyorum : Elinden başka bir halt gelmez ki zaten...
Seni Seviyorum : Utanmadan bir de bunu yüzüme karşı söylüyorsun ha... Yıkıl karşımdan...


Veee Tabi ki...
Seni Seviyorum : Ben de seni seviyorum aşkım...

January 13

The Real Marmara Sluts albüm çalışmaları :)

Yaklaşk 6 aydr süren çalışmalarımızın ardından Maxi single olarak çıkaracaımız albümümüz kararlaştırıldıı üzere yılın 4.ceyrei piyasaya süreceiz.Grubun bateristi ve aynı zamanda aranjörümüz Steve yaptıı açıklamada
T.R.M.S nin son albümnün çalışmalarının başarılı geçtini ve albümün yaz aylarında çıkacaını umduunu belirtti.albümün çıkış parçasının ve albümün adının ''Hadi yumurtalarımızı tokuşturalım'' adlı cover track olduunu sözlerine ekleyen steve TRMS hayranlarından sabırlı olmalarını istedi...
Grup daha önce kavgalı oldukları solist Abidalı(yani beni) geçen aylarda gruba dahil etmişlerdi..
January 03

KORSAN UYARI!!

Burası kişisel bir webblog şeysidir..son derece ciddiyetsiz,bir o kadar da lakayıt bir ortamdır.Kaynak göstermeden yazdığım çoğu şey sağdan soldan çalmadır
 
Yazılı olan herşeyden yazanı,tıklanan herşeyden de tıklayanı sorumludur.
Kimse beni ilgilendirmez,anında satarım
 
Telif hakkı falan yoktur,mülk Allah(c.c)ındır..
December 23

bu kadar sevebilir misiniz?


Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden
çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf
ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz,bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için yada tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam: "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı.. Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika
bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam
Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde
kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu
fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu
neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."

"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.

Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor" dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl
Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev
tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten
hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla
kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."

te qe :D

daha yola ilk çıktıında hissetmişti kendindeki farklılıı.milyonlarca kardeşi ana rahmine doru hızla yol alrken,o kestirme bir yol bildiini saniordu,yanılmamıştıda.doarken koca kafası yüzünden doktor anasına:
 
-MÜJDE  ikiz yavrunuz dünyaya gelio dierek anasna korkulu anlar yaşatmış kuccük serdar..
 
onun dünyaya gelişi ile ablası nurayın tahtı sallanmış...oyuncak bebeklerini sübük serdarla paylaşmış.annesinin pazardan aldıı şu meşhur markasız poşet gofretlere bi ortak çıkmıştı..
 
ispanyol asıllı oldunu düşünüp durdu ömrü boyunca.babasının ispanyadan katalan bölgesindeki yerlilerden olup o zaman para biriktirip gurbet ele,istanbula göçtüünü tasarlayp durdu hep
 
haksızda sayılmazdı..
 
Serdar Karateke : TE QUIERO (s.s demek ispanyolca) işte bi kanıtı
 
te quiero, kara te qe :D
 
 
 
alttaki resmide babam beni ve milyonlarca kardeşimi lunaparka götürdünde çekmiş :D:D tıhkla
 
December 22

yenilikler

arkadaşlar bu aralar bunalım takıldıım için sayfayla uraşasım yok.kusura bakmayn.şu dönemi atlatabilsemm
 
No list items have been added yet.

--